JANDARMAYA NİYE SALDIRILIYOR? -Osman ERAYDIN -Herşey Vatan İçin -www.beyazrenkler.org
Yazan: wwwbeyazrenklerorg Temmuz 3, 2009
JANDARMAYA NİYE SALDIRILIYOR? -Osman ERAYDIN -Herşey Vatan İçin -www.beyazrenkler.org
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?p=86806#post86806
Yazar: Osman ERAYDIN
Bazı İstihbarat kurumların CIA ve Mossad’ın gizli güdümüne girmesi; Amerikancı Hoca takımının stratejik konumları işgal etmesi ve bazı sivil güvenlik organlarının masonik mahfillerin manyetik alanına kayıvermesi; haklı olarak Milli Devleti endişelendirmiş; yeni ve yeterli tedbirler almaya yöneltmiştir
İşte Jandarmanın, daha etkili, daha yetkili ve daha geniş çerçeveli; takip ve tesbit işlevi gerçekleştirebilmesine imkan tanıyan ve çok verimli sonuçları alınan EMASYA (Emniyet-Asayiş-Yardım) proje ve organizesi, bu hayati ihtiyacın bir neticesidir
Amma velâkin, ışıktan korkan yarasaların, çete bağlantılı soyguncuların, gizli saltanatları sarsılan masoncukların ve din istismarı zorlaşan münafıkların hezeyanları ve hücumları, kendilerini ele vermektedir
Ve tabi bütün bu gelişmeler: Kirli derin devletle, Milli derin devletin kıyasıya mücadelesinin de bir göstergesidir
Daha doğrusu bu; devletin, içten işgalci ve işbirlikçi “kene”leri, bünyeye zarar vermeden, yapıştıkları organlardan sökme ve etkisizleştirme sürecidir
Demokrasi davuluyla, insan hakları zurnasıyla bir avuç suda koparılan fırtınalar, kulak hırpalyan feryatlar, aslında kenelerin artık kenefe dökülme endişesidir
Bazı safdil toplum kesimlerinin tedirginliği ise, sadece, olayların perde arkasını bilmemelerinin ve dolduruşa getirilmelerinin bir eseridir
BÇG’den Takip Kurulu’na Uzanan Yol Haritası
“BÇG’nin amacı, görünüşte “Refahyol iktidarının muhtemel davranış biçimlerini” anlamak ve takip etmekti
Personeli, Genelkurmay İç Güvenlik Dairesi ve İstihbarat Başkanlığı’nın İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Şubesi elemanlarından seçilmişti
Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’nın korgeneral kadrosundaki makamı genellikle bahriyelilere tahsis ediliyordu
Bu sebeple bahriyelilerde diğer kuvvetlerden farklı olarak “istihbarat” geleneği de mevcuttu
“Siyasal İslâm” tutanağı:
BÇG safhasına gelinceye kadar bazı hazırlıklar yapılmıştı
İlk ürün daha sonrakilere de kaynaklık edecek “Siyasal İslamın Yayılması” broşürüydü
BÇG’nin faaliyete geçmesiyle broşür biraz daha olgunlaştırılıp “Batı Harekât Konsepti” haline getirildi
Broşürün gizliliği yoktu
Sivil kesimlere de dağıtılarak belirli bir kamuoyunun oluşması sağlandı
“Gizli” kaşeli, Nisan 1997 tarihli ve Genelkurmay İkinci Başkanı Org
Çevik Bir imzalı “Konsept” ise Hasan Celal Güzel’in basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruluncaya kadar gün yüzü görmemişti
Her ikisinde özetle şu tema işleniyordu: “Siyasal İslamcı faaliyetlerin önü alınmazsa, “Milli Görüşçü partiler” 2000 yılında oyların yüzde 34′ünü alarak tek başlarına iktidara gelecek, 2005 yılındaki genel seçimlerde ise yaklaşık 6 milyon 506 bin ilave din eğitimli seçmenin etkisi ile toplam oyların yüzde 66
94′ünü alarak her konuda mutlak çoğunluğu elde edecekler
”
DİE, DPT ve MEB’in verileriyle 2000 yılı sonrasına yönelik yapılan projeksiyonlar oldukça abartılıydı
Dini eğitimli seçmenler hakkında hepsinin “Milli Görüşçü” partilere oy vereceği iddiası ise; toplumun demokratik tercihini ipotek altına almaktı
Ordu tedbirini aldı
Ordunun aldığı tedbir BÇG ile sınırlı değildi
9 Ocak 1997 tarihinde Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi (BKYM) Yönetmeliği yayınlandı
3 ay sonra da EMASYA (Emniyet, Asayiş, Yardım) Planı, İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında imzalanan bir protokolle devreye girdi
Kaderin garip cilvesi bütün bu “tedbirleri” almak Refahyol’a nasip olmuştu
“[1]
EMASYA Yasaya Aykırıymış!
“Mülki İdare Şûrâsı, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü’nün “yasaya aykırı olduğunu” 4 yıl önce vurguladı, ancak Protokol hâlâ yürürlükte
‘Olağanüstü durum’u yoruma açık tutan, vali ve kaymakamların yetkileri ile onların talebi olmadan da ilin kontrolünü askeri güçlere veren Protokol, illerdeki tüm kurulların idaresini de askerlere veriyor
28 Şubat sürecinde Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü’nün “yasaya aykırı” olduğu ve uygulamadan kaldırılması gerektiği 4 yıl önce devletin resmi belgeleri arasına girdi, ancak hâlâ yürürlükte tutuluyor
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın istifasıyla düşen Refahyol Hükümeti’nin hemen ardından İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında 7 Temmuz 1997 tarihinde imzalanan EMASYA Protokolü’nün “yasa ve normlar hiyerarşisine uygun düşmediği”, 25-27 Nisan 2002 tarihlerinde yapılan Mülki İdare Şûrâsı’nda ortaya konuldu
Asker El Koyabilir!
- Protokol’ün 9
maddesi EMASYA komutanlıklarının mülki amirlerin yardım talebi olmaksızın olaylara müdahale edebilmesine imkan vermektedir
Bu madde 5442 sayılı yasaya “şekil, yetki, konu ve maksat” yönlerinden aykırı düşmektedir
- Protokolün 10
maddesi ilden ile kuvvet kaydırılmasının: “ilgili EMASYA Tali Bölge Komutanı’nın, bu ilden sorumlu EMASYA Bölge Komutanlığı’ndan yardım istemesi üzerine”, yapılacağını söylemektedir
Bu ise “Mevcut kuvvetlerin yeterlilik durumu ve yardım istenilmesine gerek olup olmadığı konusundaki değerlendirmenin kimin tarafından yapılacağını açıklığa kavuşturmamakta, buna karşılık kuvvet kaydırılmasının EMASYA Tali Bölge Komutanı’nın talebi üzerine yapılacağını hükme bağlamaktadır
(

) ve yasaya açıkça aykırılık göstermektedir
”
- “Yardım talep edilmesinden önceki aşamalara ilişkin olarak sivil ve askeri birimlere ortak görev ve tatbikat sorumluluğu yükleyen Protokol’ün 7 ve 16
maddelerine ve benzeri düzenlemelere gerek bulunmamaktadır
Ayrıca yasada da bu tür bir yükümlülükten söz edilmemektedir
“
Herkes Askerin Emrinde!
- Protokol’ün 14 ve 16
maddeleri vali tarafından görevlendirilip görevlendirilmediklerine bakılmaksızın bütün kolluk güçlerinin yardıma gelen askeri birlik komutanının emrine gireceği şeklinde düzenlenmiş
“Polis ve jandarma güçlerinin kaçınılmaz olarak askeri birliğin komutasına girmesini öngören düzenlemeler yasaya aykırı düşmektedir
”
- Protokol’ün 20
maddesi mülki amirlerden yardım talebi geldiği anda jandarma ve polisin EMASYA komutunlıkları nezdinde oluşturulan “Asayiş Harekat Merkezi”nde irtibat personeli bulundurması zorunluluğunu getirmekte
Bu, valilerin olaylara müdahalede askeri ve sivil birliklerin ortak görev yapabilmeleri hususundaki takdir yetkilerini ortadan kaldırıcı yönde sonuç doğurmakta
Yine protokolün 22 ve 23
maddeleri Jandarma, Emniyet ve MİT’in de katılacağı “Müşterek İstihbarat Merkezleri” kurulmasını ve EMASYA Komutanlıkları nezdinde müşterek tatbikat icra edilmesini öngörmekte
“Bu yönde düzenli ve sürekli örgütlenmelere gidilmesi, başta 5442 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu olmak üzere, iç güvenliği düzenleyen tüm yasalara aykırı bulunmaktadır
“[2]
‘Fişleme’ Tartışması, Neyin Kaşınması?
Jandarmanın, vali, hâkim vs
fişlemesi tartışılıyor
Jandarmanın Diyarbakır’da vali, hâkim, savcı ve müdürler hakkında bilgi topladığını gösteren belgeler ortaya çıktı
Bilgi fişlerinde “AKP atadı
Eşi türbanlı
Dul olup ahlaken güçlü değil
Atatürkçü
Sosyal biri” gibi ifadeler var
Genelkurmay, söz konusu belgelerin İl İdaresi Kanunu gereğince hazırlanmış olan ve askeri birliklerin valinin talebi üzerine nasıl kullanılacağının esaslarını belirleyen EMASYA (Emniyet Asayiş ve Yardımlaşma) planları gereğince ihtiyaç duyulan bilgilerin toplanması amacına yönelik olduğunu açıklayarak, ‘tahrifat’ uyarısı yaptı
‘Fişler güncellensin’
Sabah gazetesinde yayımlanan habere göre; 6 Ocak 2006′da Jandarma Genel Komutanı emriyle Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu imzası ile tüm jandarma bölge komutanlıklarına gönderilen ‘gizli’ ibareli ‘emir’ yazısında daha önce hazırlanan çizelgelerin detaylı araştırma yapılmadan, yüzeysel bilgilerle hazırlanması yüzünden adres ve isim değişikliklerinde güncelliğini yitirdiği ifade edildi
Çizelgelerin 15 Mart’a kadar güncellenerek Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesinin istendiği yazıda, güncelleştirme için daha sağlam bilgi ve belgelere ulaşılması, bilgilerin de delillere dayandırılması ve fotoğraflı olması istendi
‘Yasal bilgi toplama’
Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklamada şöyle denildi: “

Haberde söz konusu edilen emirler; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gereğince hazırlanmış olan ve askeri birliklerin valinin talebi üzerine nasıl kullanılacağının esaslarını belirleyen EMASYA (Emniyet Asayiş ve Yardımlaşma) planları gereğince ihtiyaç duyulan bilgilerin toplanması amacına yönelik olup, hiçbir şekilde kişilere ilişkin bilgi talebi içermemektedir
İnceleme sonucunda, tahrifat yapılmak suretiyle söz konusu emirlerin ilgisi olmayan konularla irtibatlandırılarak gündem yaratılmaya çalışıldığı anlaşılmıştır
Günümüzün teknolojik imkânlarıyla her türlü belgenin tahrif edilmesi, sahtesinin yapılması ve amacından saptırılması mümkündür
Eline bu tür belge ulaşanların ve bilhassa kamuoyunu bilgilendirme işlevini görenlerin, bu tür belgelerin doğruluğundan emin olmadan yayımlamamalarının daha sorumlu bir davranış olacağı değerlendirilmektedir
“[3]
Şimdi soralım: Yarası olmayanlar, fişlenmekten niye gocunsunlar?
Bir devletin, üst düzey bürokratlarının, eğilim ve eğriliklerini bilmesinden niye rahatsız olurlar?
Bakan Gönül’den ‘Emasya’ Açıklaması

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, EMASYA (Emniyet-Asayiş Yardımlaşma Birlikleri) ismiyle bir birlikleri olmadığını bildirerek, “TSK’nın EMASYA görevlerinde kullanılması Anayasa’ya, kanunlara ve yerleşik uluslararası uygulamalara uygundur” dedi
[4]
Marazlı Yazarların Yaklaşımı:
AB Havarisi Ali Bayramoğlu, Niye Baygınlık Geçiriyor?
“Güneydoğu’da yaşananlar, Kürt örgütlerinin büyük kentlerde giriştikleri şiddet eylemleri Türkiye’yi her anlamda zora sokuyor
Bölgede ayaklanma manzarası, büyük kentlerdeki terör eylemleri her şeyden önce Türkiye’nin demokratikleşme sürecini sekteye uğratma riski taşıyor
Bu tür gelişmeler, jandarmanın ve askeri otoritenin gerek siyasi karar sürecinde gerekse kentsel alanda öne çıkmaya başlamasını, fişlemelere kamuoyu nezdinde haklılık kazandırmasını en azından örtbas edilip aklanmasını sağlayacak niteliktedir
Bir kere şu açık:
Şiddetin egemenliği siyaseti, tartışmayı, konuşmayı asgariye indirir, başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere asayiş güçlerini siyasi karar mekanizmalarının kendiliğinden efendisi haline getirir

(miş!?)
Şimdi hem bu yapılanmaya bakalım, hem de son olaylardan sonra bu yapılanmanın nereye oturacağına

İl İdaresi Kanunu (madde 11/D) askeri otorite-mülki makam ilişkilerini şöyle düzenler:
‘Valiler, ilde çıkabilecek veya çıkan olayların, emrindeki kuvvetlerle önlenmesini mümkün görmedikleri veya önleyemedikleri, aldıkları tedbirlerin bu kuvvetlerle uygulanmasını mümkün görmedikleri veya uygulayamadıkları takdirde, (

) en yakın kara, deniz ve hava birlik komutanlığından (

) yardım isterler
‘
7 Temmuz 1997 tarihinde, ‘Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan (5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu 11/D maddesi gereğince alınması gereken müşterek tedbirlere ilişkin)
EMASYA protokolü ise maddenin ruhunu şöyle değiştirir:
- Protokolün 5
maddesine göre ‘garnizon komutanı ve İl Jandarma Komutanının da bulunduğu İl ve İlçe Güvenlik Koordinasyon Kurulları’ oluşturulur, ‘İl garnizonlarında sürekli personelle çalışan bu kurullara kesintisiz teması sağlamak amacıyla terör ve toplumsal olayları değerlendirmek yetkisi’ verilir, MİT ve Emniyet istihbaratı buralarda toplanır, ‘valinin elindeki yetki sınırlandırılır, askeri merkezde bir izleme-takip sistemi kurulur
- Protokolün 8
maddesiyle yasaya göre asker çağırma durumunda kime verileceği valinin takdirinde olan emir-komuta mekanizması, doğrudan askere geçer

- Protokolün 9
maddesiyle, ‘EMASYA komutanlıklarına olayların takibi, değerlendirilmesi, bu konuda mülki amirlere ve ilgili kademelere bilgi verme yetkisi’ tanınmıştır
Dahası, talep edilme safhasına kadar ‘gecikmenin yaratacağı mahzurları ortadan kaldırmak için (askeri birim) olaylara müdahale eder’ ibaresiyle, askerin izin almadan takip ve müdahale gücü kabul edilmiştir
“[5]
Jandarmanın Genelgesi, Kimlere Battı?
“Jandarma Genel Komutanı Orgeneral M
Şener Eruygur, tüm jandarma birliklerine gönderdiği ‘hizmete özel’ genelgede, ‘devlet-millet beraberliğinin’ sağlanmasını istedi
Jandarmaya “kadınların kıyafetlerini eleştirmeyin” talimatı veren Eruygur, “Ancak kışkırtma maksatlı olarak türban takanların ve dini inançları gereği örtünenler dışında kıyafeti bir sembol olarak kullananların, bu davranışlarının, İslam dini ile bağdaşmadığı ve halkımızın bu tür oyunlara gelmemesi gerektiği özellikle vurgulanacak” demişti
Keşke bu son kısım: “Türban sorununu çözmek istemeyenlerin ve istismar edenlerin, kötü niyetleri ve samimiyetsizlikleri halkımıza anlatılacak” şeklinde söylenseydi

Türbana karşı ikna metodu
Eruygur, genelgede jandarma ile halkın kaynaşması için yapılacak ziyaret ve sohbet toplantılarında dikkat edilmesi gereken konuları ise şöyle sıraladı:
Halka karşı saygılı davranılacak
Herkesle selamlaşılacak ve selam vermeden bir yere girilmeyecek
Temiz, düzgün kıyafet ve örnek tutum davranışlar sergilenecek
Basit ve kısa konuşulacak
Karmaşık, zor kelime ve deyimler kullanılmayacak
Beden dilinin iyi kullanılmasına özen gösterilecek
Vatandaşın soru sormasına imkan sağlanacak, sorulara amaca uygun cevaplar verilecek
Konuşma esnasında kayıt yapılmayacak, not tutulmayacak
Ses tonunun etkileyici olmasına dikkat edilecek
Davranış ve konuşmalarda bölge halkı taklit edilmeyecek
Hep aynı kişilerin değil, değişik kişilerin söze karışarak fikir beyan etmesi gözetilecek
Ulaştırılmak istenen mesajlar, vatandaşlar arasında sevilen, sayılan ve itibar gören kişiler vasıtasıyla verilecek
Aile kavramının sıcaklığına, huzur ve rahatlığına dikkat çekilecek
Kimseyle tartışmaya girilmeyecek, tüm konuşmalar sohbet havası içinde yürütülecek
Anadolu insanının misafirperverliği dikkate alınarak, fazla ikramda bulunulmasına meydan verilmeyecek
Kimse rencide edilmeyecek
Yerine getirilmeyecek vaatlerle itimat zedelenmeyecek
Hitap edilen toplum içinde terör örgütlerine sempatizan kişiler bulunabileceğinden, konuşma ve davranışlarda toplumu suçlayıcı, küçük düşürücü, tahrik edici, ayrıcalıklı tavırlardan vazgeçilecek
Bölge halkının inanç, örf ve adetlerine karşı saygılı olunacak
Kadınlara karşı ölçülü ve hürmetkâr davranılacak
Kadınların giyim ve kuşamları eleştirilmeyecek
Ancak, maksatlı olarak türban takanların ve dini inançların dışında kıyafeti bir sembol olarak kullananların davranışlarının, İslam dini ile bağdaşmadığı ve halkımızın bu tür oyunlara gelmemesi özellikle belirtilecek
Aileler için kültür gezileri
Doğruyu anlatmak ve ikna etmeye yönelik konuşmalarda, halkın sevdiği ve saydığı kişiler de konuşturulacak
Herkesi o anda inandırma çabasına girilmeyecek, bazı şeylerin zamanla olacağına dikkat edilecek
Kurtuluş Savaşı, Kore ve Kıbrıs savaşlarına katılmış vatandaşlar tespit edilerek, kendilerine ve ailelerine saygı gösterilecek
Şehir görmemiş köy çocuklarının gelişimini sağlamak amacıyla ‘Şehir Kültür Gezileri’ planlanıp hayata geçirilecek
Köy dışına çıkmamış fakir aileler tespit edilerek çocukları ile birlikte katılacakları ‘Aile Kültür Gezileri’ düzenlenecek
‘Devlet-millet birliğini’ sağlayacak uygulamalar
Jandarma Genel Komutanı M
Şener Eruygur, genelgede, “devlet-millet beraberliğinin” sağlanması için jandarma birliklerine şu talimatları verdi:
Jandarma ile halk arasındaki ilişkiler güçlendirilip geliştirilecek
Eğitim, kültür, sağlık, çevre gibi konularda halka destek olunacak
Halkın sorunlarının çözülmesine katkı sağlanacak, terör örgütlerinin vatandaşlarımıza yönelik yürüttükleri propaganda faaliyetlerine engel olunacak
Devletin her zaman halkın yanında olduğunu göstermek ve devlete olan güveni artırmak amacıyla, Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGDF) belli esaslar dahilinde icraata konulacak
TGDF’ler, mülki makamlarla koordinede bulunularak ikişer aylık dönemler halinde yapılacak
Bu konuda valilik ve kaymakamlıklar ile güvenilir sivil toplum örgütlerinin imkan ve yeteneğinden azami derecede yaranlanılacak
TGDF’ler genel olarak sağlık, veteriner hizmetleri, eğitim, giyecek, yiyecek yardımı, elektrik, su, yol yapımı, onarımı gibi alt yapı hizmetleri, sosyal, psikolojik destek, konferanslar ve sohbet toplantılarını kapsayacak
Bu tür faaliyetlerde bulunulacak olan köylerin seçiminde hassasiyet gösterilecek
Uygulama yapılacak olan yerleşim yerlerinin her türlü özellikleri dikkate alınarak, faaliyetler dengeli ve adil bir şekilde yapılacak
Okul ve sağlık ocağı gibi alt yapı yatırımlarının yerine getirilmesi sırasında, vatandaşların katkıları sağlanacak
Törenlerde, ordu ve millet beraberliği, vatan ve bayrak sevgisi ile icra edilen faaliyetin anlam ve önemi vurgulanacak
Okul açılışlarında öğrencilerin topluca marş ve okul şarkıları söylemeleri, şiirler okumaları, folklor gösterisi yapmaları teşvik olunacak
Törenler sırasında vatandaşların, öğrencilerin ve basın mensuplarının ayakta yağmur ve güneşin altında kalmaması için çadırlar kurulacak
Yeterince masa ve sandalye bulundurulmasına çalışılacak
Faaliyet ve törenlere kadın-erkek tüm vatandaşların aktif olarak katılımı için gerekli tüm tedbirler alınacak
Davetli tüm bayanların birlikte oturmaları ve sohbet etmeleri sağlanacak
Askeri bando her törene katılacak ve konser sunacak
“[6]
Şimdi bu talimat ve tavsiyeleri alkışlamamak, hatta gocunmak için, bir insanın: asker-sivil kaynaşmasını, devlet-millet barışmasını istemeyen, hain ve hasta ruhlu birisi olması lazım!
Yılmaz Jandarmaya Niye Kızmıştı?
Hatırlanırsa: Beyaz Enerji Operasyonu’nu jandarmanın soruşturmasını eleştiren Yılmaz ‘Türkiye gestapo ülkesi oluyor’ demişti

ANAP lideri Mesut Yılmaz, ‘Beyaz Enerji’ soruşturmasıyla ilgili jandarmaya meydan okumuştu
Partisinin grup toplantısına bakanlıktan istifa eden Cumhur Ersümer’le birlikte gelen Yılmaz, operasyon başlarken konuyu liderler zirvesinde değerlendirdiklerini söylemiş, ortaklarının kendisine ‘operasyonu jandarmanın yürütmesi yanlış, bu olayda çete mütalaası yanlış, bunu engelleyelim’ dediğini, kendisinin ise” Partim suçlanıyor, soruşturma engellenirse ANAP suçluymuş gibi gösterilecek
Bırakalım sonuna kadar gidilsin, kimin neyi varsa ortaya çıksın” diyerek efelenmişti

“Mafya için çıkardık başımıza iş açtık!”
Biz 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nu niçin çıkardık? Mafya ile daha etkin mücadele etmek için
Türkiye, yıllarca mafyadan çok çekmiş bir ülkedir
Mafya ile mücadelede istenilen sonuçlara ulaşılamamasının nedeni olarak, hukuki imkânların kısıtlı olması gösterilmişti
Bunu ortadan kaldırmak için bu yasa çıkartıldı
Bu yasanın esas amacı, mafyaya karşı daha etkili mücadele ve bu yoldan mafyanın kökünün kazılmasıdır
Ancak ‘Beyaz Enerji’ soruşturmasında da mafya ile mücadele için çıkarılan ve olağanüstü yöntemler öngörülen yasa kullanıldı
Aksi takdirde Ankara’nın göbeğinde Enerji Bakanlığı’ndaki bir rüşvet olayının jandarma tarafından soruşturulmasının izahı yoktur
Bu yöntemlerle Türkiye bir ‘gestapo ülkesi’ haline getirilebilir
(Radikal / 02
05
2001) şeklinde demeçler vermişti
“Kirli”ler Yapınca Alkış, “Milli”ler Yapınca Yanlış mı?
Alçaltıcı İtiraf: Birand: ‘Andıç’ Çevik Bir’in İşiydi
28 Şubat sürecinde ortaya çıkan ‘andıç’ yüzünden çok acı çektiğini belirten gazeteci Birand suçlamaların Çevik Bir’in tertibi olduğunu söyledi
O dönemde ‘Alçaklar kim’ başlıklı bir yazı kaleme alan Ekşi ise ‘kandırıldığını’ itiraf etti
Nazlı Ilıcak’ın Kanal 7′de yayınlanan Sözün Özü programında ‘andıç’ konusunda Hürriyet yazarı Oktay Ekşi ile Mehmet Ali Birand açıklamalarda bulunup bunları dile getirdi
[7]
Nazlı Ilıcak’ın Sızlanışı!
“1997 Protokolü
Gazeteci Ali Bayramoğlu’na göre, Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) birimlerinin işleyişi ve mahiyeti 7 Temmuz 1997′de, İçişleri Bakanlığı’yla Genelkurmay Başkanlığı arasında imzalanan protokol sonucu değiştirildi
Protokole göre, vali, EMASYA birliklerini çağırdığı andan itibaren, emir komuta askere geçiyor
Ayrıca, kuvvet talebini yapacak bir mülkî makamın bulunmaması halinde, EMASYA birimleri kendiliklerinden görev üstlenebiliyor
En vahimi, bu birimlerin süreklilik kazanması, personelin 24 saat görev başında olması
7 Temmuz 1997 protokolü, askeri, mülkî idarenin fiilen âmiri durumuna getiriyor ve siviller tarafından denetlenemeyen bir mekanizma oluşturuyor
Bu kapsamda, asker, istihbarat yapma, bilgi toplama, bu bilgileri değerlendirme imkânına kavuşuyor
Yapılacak tek şey var: İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında imzalanan 7 Temmuz 1997 tarihli protokolü iptâl etmek
Konu, İller İdaresi Kanunu’nun 11/D maddesine göre düzenlenir ve mülkî âmirin, icap ettiği takdirde askeri birlikleri çağırması kuralı sürer
Aksi takdirde, demokrasiye ters düşen “sürek avı”ndan kurtulamayız
“[8]
İşte pis kokusu olanların, psikolojik korkusu!?
Mehmet Altan’ın Alttan Kazışı!
“Sarıkamış faciası 24 Aralık 1914′de meydana geldi
3
Ordu Komutasını da üstlenen dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa hava şartlarını dikkate almadan, orduya Allahuekber Dağları’nı aşma emri vermiş, herkesin donmasına sebep olmuştu
24 Aralık 2004 tarihinde de Sarıkamış’ta donarak ölen doksan bin askeri anmak için “sembolik bir yürüyüş” yapılacak
Eylemin öncülüğünü yapan Prof
Dr
Bingür Sönmez “Dirayetsiz kararları dolayısıyla bu kadar askerin donmasına yol açan Enver Paşa’nın, İstanbul hükümetine yalanlar söylediğini, İstanbul’a ulaşır ulaşmaz da önce basına sansür koyduğunu, arkasından da Genelkurmay’daki bütün arşivi yok ettiğini” söylüyor

Araştırmalara kaynaklık eden belge ve resimler, Rus ve Alman arşivlerinden alınmış
Kıbrıs’ta kendi gemimizi batırmış olduğumuzu da on altı yıl sonra öğrenmedik mi?
Türkiye’de askeriye de dahil, tüm kurumların parasını halk verir ama parasını verdiği kurumları denetleyemez

Askeriyeyi ise hiç denetleyemez

Bırakın denetlemeyi, bir de fişlenir
Fişlenirken de kıstası gene asker belirler
“Türkiye Kışlası”dır buraları

Asker gibi olmayan herkes “potansiyel düşman” sayılır çünkü

Andıç rezaleti de böyle değil miydi? Ne yapıldı? Hiçbir şey

Doksan bin insanımızı dondurarak öldürmeyi sessizce geçiştiren gelenek mi, bunlara yaptırım getirecek? Lockheed Askeri Uçak Alımı’ndan Susurluk’a kadar birçok olayda olduğu gibi bu da uyutulacak

Yoksa bu vahim skandalın hukuksal karşılığı, “anayasal suç işleyene” verilecek cezaya tekabül eder

“[9]
Oral Çalışlar’ın Gocunması:
Şu Liste Meselesi

Bir süredir bazı köşe yazarları bir listeden söz ediyorlardı
Bu liste bir gazeteciler listesiydi
Kim ya da hangi kurum tarafından hazırlandığı tam olarak belirtilmiyordu
Bu liste bir ”hainler” listesi olarak anılıyordu
Bazı köşe yazarları bu listenin bildiğimiz “fişleme” mantığının bir sonucu olduğunu, listede 25 kişinin yer aldığını yazmışlardı
Merak edip de hiçbirine bu listede kimler var diye sormadım
Emre Aköz Sabah gazetesindeki köşesinde bu listeyi yayımlamasaydı, isimlerden yine de haberim olmayacaktı
Listede adımı görünce bu yazıyı yazmaya karar verdim
Emre Aköz’ün aktardığına göre 25 kişilik gazeteci listesi, listeyi yapanlar tarafından şöyle tanımlanıyordu: ”Atatürk ve TSK düşmanı, İkinci Cumhuriyetçi, Manda Cephesi
”[10]
Ve “Akşam”ın Karanlık Yaklaşımı:
Devlet Kaosa Hazır
AKŞAM’ın araştırması, devletin, muhtemel ‘kaos’a hazırlığını yıllar öncesinden yaptığını ortaya çıkardı
Muhtemel iç karışıklıklara karşı her ilde asker ile polisin ortak eylem planları var
(Emniyet – Asker Yardımlaşma Planı (EMASYA) adı verilen bu önlemler, belli aralıklarla güncelleniyor
EMASYA, geçen günlerde İçişleri Bakanlığı’nın 81 ilin valisine gönderdiği genelgeyle yenilendi
Güncelleniyor
Değişen coğrafi ve fiziki şartlara karşı güncellenen planlar kapsamında, yoğun göç alan ve buna bağlı olarak işsizlik, gecekondulaşma gibi sosyo ekonamik sorunların arttığı metropol ve illerde yaşanabilecek olağanüstü bir duruma karşı nasıl müdahale edeceğinin kayıtları tutuluyor
Anında müdahale
Hazırlanan plana göre olağandışı gelişen bir ortamda, olaylara anında müdahale edebilmek için valilik bünyesinde acilen kriz merkezi kurulacak
Ardından halkın yoğun bulunduğu yerlere takviye kuvvetler konuşlandırılacak
Sivil savunma ekipleri ve tüm güvenlik birimler hazır kıta bekleyecek
Gerekli görülürse sıkıyönetim veya sokağa çıkma yasağı ilan edilebilecek
Herhangi bir toplumsal olayda polisin ve askerin, nerede, nasıl, kaç kişiyle konuşlanıp, hangi kriterler doğrultusunda ve kimlerin emriyle harekete geçip, ne ölçüde müdahale edeceğinin, hangi silahın hangi aşamada kullanacağının ayrıntıları, illere göre EMASYA Planı’nda yer alıyor
EMASYA Planı’na göre alınacak önlemlerden bazıları şöyle: ‘Karşı gücün imkan ve kabiliyet tesirleri gözlenecek, köprüler korunacak, devlet binaları güvenlik altına alınacak, yabancı temsilcilikler korunacak, İtfaiye hazır kıta bekleyecek, dini liderler korunacak, büyük alışveriş merkezleri korunacak, içme suyu arıtma tesisleri kontrol altına alınacak, Akarsu göller ve barajlar kontrol altına alınacak
‘[11]
[1] Ahmet Ünal / Aksiyon / 10
01
1998
[2] Ali Sali / Yeni Şafak / 09
05
2006
[3] Radikal / 01
04
2006
[4] Haber Vitrini / 06
06
2004
[5] Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak / 05
04
2006
[6] Evin Göktaş / Yeni Şafak / 08
07
2004
[7] Yeni Şafak / 12
05
2006
[8] Nazlı Ilıcak / Tercüman Gazetesi / 14
04
2004
[9] Mehmet Altan / Gazetem
net / 19
03
2004
[10] Oral Çalışlar / Cumhuriyet / 15
04
2004
[11] Devrim Tosunoğlu / Akşam / 14/04/2005
http://www
millicozum
com/mc/AgUSTOS-2006/jandarmaya-ne-saldiriliyor
html
Bilmeyenler ne bilsin bizi , bilenlere selam olsun!